Nafaka Artırım Davası Yargıtay Kararı

Nafaka Artırım Davası Yargıtay Kararı

T.C. YARGITAY

22.Hukuk Dairesi

Esas:  2016/13219

Karar: 2016/11931

Karar Tarihi: 20.06.2016

BOŞANMA DAVASI – TARAFLARIN GERÇEKLEŞEN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARINA NAFAKANIN NİTELİĞİNE GÜNÜN EKONOMİK KOŞULLARINA GÖRE DAVACI KADIN YARARINA TAKDİR EDİLEN YOKSULLUK NAFAKASININ AZ OLDUĞU – HAKKANİYET İLKESİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

(4721 S. K. m. 174) (6100 S. K. m. 129, 141) (YHGK. 20.04.2016 T. 2014/2-695 E. 2016/522 K.)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, yoksulluk nafakası miktarı, müşterek çocuklar…. ve….nin velayetleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Dosya kapsamından davalı erkeğin davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı, tahkikat aşamasında davacı kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini iddia ettiği, mahkemece sorumluluklarını yerine getirmeyen tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedildiği, velayetlerin davalı erkeğe verildiği, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi’’ başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.

Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir ….şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir. (YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 Esas 2016/522 karar sayılı ilamı) Bu durumda; dava dilekçesinin davalıya 14.07.2014 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinden sonra süresi içerisinde cevap dilekçesi verilmediğinden savunmanın dayanağı olarak süresinde ileri sürülen bir delil (HMK m. 129/1-e) bulunmadığından yerel mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesine yasal olarak imkân bulunmadığının kabulü gerekir.

Hal böyle olunca; süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın iddia ve savunmaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen, alkol ve kumar alışkanlığı olan, eşine ve eşinin ailesine hakaret eden davalı erkek tam kusurlu olup, davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmuştur. Hal böyle iken mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi- manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Nafaka Artırım Davası bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. Ankara Avukat 20.06.2016

Nafaka Avukatları Ankara

Nafaka Avukatları Ankara

Nafaka Avukatları Ankara

Boşanmaya karar kılan eşler arasında çıkan problemlerden biriside nafakadır. Nafaka, boşanma işlemleri tamamlandıktan sonra çiftin ayrılmasından sonra çocuklara bakacak olan anneye baba tarafından ödenecek belirli bir miktar paradır. Bu para çocukların eğitimi için gerekli olan paradır. Bu sayede anne çocuklarına daha iyi bir şekilde bakabilir. Bu konuda eşler anlaştığında herhangi bir sorun ile karşılaşılmamaktadır. Fakat eşler anlaşamadığın da ve miktar olarak ne kadar ödeneceğine karar verilmediğin sorun ortaya çıkmaktadır. Bu tür işlere de Nafaka Avukatları Ankara olarak görev yapan avukatlar bakmaktadır. Öncelikle nafaka ile ilgili her türlü işlemin yapılabilmesi için mahkeme kararlarının belirli bir şekilde belgelenmesi ve öyle dava açılması gerekmektedir.

Ayrıca nafakanın verilmesini sağlayan hususlardan biriside kadının yoksulluk derecesinde olduğu durumdur. Buna aile mahkemeleri karar vermektedir. Eğer çift ayrılmışsa ve mahkeme kadının yoksulluk derecesinde fakir olduğuna kanaat getirmişse erkek kadına belirli miktarda yoksulluk nafakası ödemek ile yükümlüdür. Bu nafakanın süresi kadın bir başkası ile evlenene kadar devam edecektir. Aynı şekilde eğer kadın başka biriyle evlenmediği halde bir hayat sürüyorsa da aile mahkemesi bu durum neticesinde yoksulluk nafakasını kaldırır. Yoksulluk nafakasını kaldıran sebeplerden biriside kadının vefat etmesidir. Bu konular ile ilgili daha fazla bilgi almak için Nafaka Avukatları Ankara hizmetini kullanmanızda büyük yarar vardır. Bu sayede çok daha doğru adımlar atabilirsiniz.

Başka bir nafaka türü ise iştirak nafakasıdır. İştirak nafakası başta bahsettiğimiz nafaka türüdür. Bu nafakada eşler ayrıldıktan sonra velayeti almayan eş velayeti alan eşe çocuklarının eğitim masraflarını karşılaması koşulu ile para öder. Bu nafakanın devam süresi ise çocuğu reşit olana kadardır. Yani çocuk reşit yaşa ulaşmışsa böyle bir nafakayı ödemeye gerek yoktur. Fakat çocuğun eğitimi devam ediyorsa gene nafaka ödenmeye devam eder. Eğer eğitim bittiyse artık ödemesine gerek yoktur. Kız çocuklarında ise bu durum evleninceye kadar devam eder. Yani kız çocukları evlenene kadar iştirak nafakası alır. Bu durumlar ile ilgili daha ayrıntılı bilgileri Nafaka Avukatları Ankara sizlere verecektir. Böylece işlemlerde daha hızlı olacaktır.

Tedbir nafakası da dava süresince verilebilen nafaka türlerinden birisidir. Yani boşanma süresi devam ederken erkek boşanma süresi boyunca hanımına tedbir nafakası verebilmektedir. Buna mahkeme karar verir. Eğer mahkeme bu süre boyunca erkeğin hanımına ve çocuklarına karşı hükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini düşünüyorsa tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Bu nafakayı istemesi için herhangi bir nedene gerek yoktur. Aile mahkemesi buna hemen kendi isteğine göre karar verebilir. Ayrıca tedbir nafakası dava sonuçlandığında yoksulluk nafakasına dönüşecektir. Yani tedbir nafakasının da ana verilme neden kadının ihtiyaçlarını karşılayamayacak seviyede yoksul olmasıdır. Bu konuda da Nafaka Avukatları Ankara seçimi oldukça önemlidir. Çünkü tedbir nafakası için gerekli olan talepleri avukatlar yapmaktadır.

Nafaka Avukatları Ankara olarak çalışan görevlilerin en çok karşılaştığı sorulardan biriside nafakaların toplu bir şekilde ödenip ödenemediğidir. Genel olarak nafakalar aylık olarak ödenmektedir. Yani aile mahkemeleri bu konuda genelde aylık ödeme sistemini tercih etmektedir. Fakat bazı durumlarda aile mahkemesi nafakanın toplu ödenmesine de karar verebilir. Başka bir soru ise nafakanın ilerleyen zamanlarda artırılıp artırılamadığıdır. Eğer nafaka alan taraf aldığı nafakanın yeterli olmadığını düşünüyorsa nafakanın arttırılması için dava açabilir. Bu durumda mahkeme iki tarafında ekonomik gelirlerini ve durumlarını inceleyerek nafakanın artırılması yönünde karar verebilir. Fakat aynı zamanda eğer nafaka alan tarafın ekonomik geliri iyi bir düzeye çıkarsa verilen nafaka kararı geri düşebilir. Bu tür durumlarda iyi bir avukat ile çalışmakta fayda vardır.

Nafaka Avukatları Ankara, ankarada nafaka avukatları, nafaka davası avukatları, boşanma nafaka avukatları,

Başarılı ve Güvenilir Bir Boşanma Avukatı

Başarılı ve Güvenilir Bir Boşanma Avukatı Edinmek Neden Önemli

Her iki taraf içinde oldukça zor bir durum olmakta olan boşanma durumu için tarafların sorunsuz ve hızlı bir mahkeme süreci geçirmelerinde oldukça önemli bir rol oynamakta olan boşanma avukatları, müvekkillerinin tüm süreç boyunca en iyi şekilde temsil edilmesinde oldukça büyük rol oynamaktadır. Evlilik kurumu oldukça önemli bir kurum olmakta olup bu kurumun taraflar adına bitirilmesi anlamına gelen boşanma işleminin gerçekleşe bilmesi için ülkemizde 4721 sayılı medeni kanuna göre belirlenmiş olan hükümlerden en az birinin kesinlikle sağlanması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda tarafların başvurusu durumunda gerekli hukuki işlemler yapılmaya başlanmakta ve gerekli işlemler sonucunda boşanma işlemi gerçekleştirilebilmektedir.

Boşanma davalarında tarafların tüm haklarının sonuna kadar savunulması en önemli unsur olmaktadır bu sebepten dolayı kesinlikle alanında son derece bilgili ve deneyimli olan boşanma avukatları tercih edinilmesi, tüm hukuksal durumun onlar eşliğinde gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Tutulmakta olan avukatın kalitesi tarafların en iyi şekilde temsilinde ve tüm haklarının sonuna kadar kullanılmasında büyük önemi bulunmaktadır. Özellikle çocuklu aileler için velayet alımı, mal paylaşımı veya nafaka gibi hakların en iyi şekilde sağlanması tamamen boşanma avukatları görevleri arasında yer almaktadır. Bu sebeplerden dolayı doğru avukatı tutmak oldukça önemli ve kazançlı bir unsur olmakta, davanın tarafları için olabildiğince iyi geçmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Tüm boşanma davalarında verilmekte olan avukatlık hizmeti ücretleri ise davanın durumuna göre belirlenmekte ve bildirilip anlaşmaya varılmaktadır.

Boşanma Davası

Boşanma Davası

Boşanma davası çeşitli gerekçeler ile evliliğin sonlandırılması amacı ile açılır. Boşanma davası türlerinden biri anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanma ile kastedilen, çocuğun velayetinin kimde olacağından maddi konulara kadar her şeyin taraflar arasında kararlaştırıldıktan sonra mahkemeye sunulmasıdır. Bu durumda çiftler hakim onayı ile boşanabilirler. Anlaşmalı boşanma durumlarında boşanma avukatı mahkeme kararından sonraki hukuki süreç için yardımcı olabilir. Bu tür dışındaki boşanmalarda ise boşanma avukatı gereklidir. Şiddetli geçimsizlik nedeni ile açılan boşanma davalarında taraflar aralarındaki şiddetli geçimsizlik durumunu ispat etmek durumundadırlar.

Özel boşanma sebepleri de boşanma davasının nedeni olabilir. Bu tür davanın nedenleri arasında eşin altı aydan fazla süre terk etmesi, cana kast, fena muamele, akıl hastalığı, zina, haysiyetsiz yaşam ve suç işlemek yer almaktadır. Kişi iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu için boşanma avukatının delil ve tanıklarla bu durumları mahkemeye sunması beklenir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davaları aile mahkemesinde, eşlerin son altı ayda birlikte ikamet ettikleri yerin mahkemesinde, eşlerden birinin ikametgahında açılabilir. Yabancı uyruklu birey ile evli olanlar Türkiye’de tanıma tenfiz davası açmalıdırlar.

Boşanma davası için boşanma dilekçesi ile isteğini ve gerekçelerini bildirmek gereklidir. boşanma avukatı davayı sonuçlandırmanın yanı sıra nafaka, tazminat, velayet gibi konularda da hizmet verir.

Ankara’da Boşanma Avukatı

boşanma avukatı, boşanma için hukuki süreçlerin etkin bir şekilde yerine getirilmesinin yanı sıra, mal paylaşımı, çocukların velayeti, nafaka ve tazminat talepleri gibi boşanma işleminin hukuki sonuçları konusunda da müvekkilinin haklarını korur. Nafaka Hukuk Bürosu, aile hukuku ve boşanma konusunda deneyimli avukatları ile hizmet vermektedir. Boşanma hukuku, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı durumlarda eşlerin ayrılması ve ayrıldıktan sonraki süreci kapsar.

Anlaşmalı boşanan eşlerin evliliklerinin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerden biri yaşadıkları ortak konutu terk etmiş ve altı ay süre ile dönmemiş ise terk edilen eş tarafından terk sebebiyle boşanma davası açılabilir. Ayrıca boşanmanın nedeni olan olaylar yüzünden haklarının saldırıya uğradığını düşünen eş, kusurlu tarafa maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı Boşanma Davası

Evli çiftlerin anlaşamadıkları ve evliklerinin yürütmekten vazgeçmeleri durumunda boşanma yoluna gitmektedirler. Eşlerin beraberce boşanma konusundaki isteklerini dile getirmesi ve boşanma konusunda anlaşmaları, anlaşma boşanma davası açılması için yeterli olmamaktadır. Anlaşmalı boşanma konusunda yasaların belirlediği anlaşma boşanma konusundaki tüm şartların yerine getirilmiş olması gerekecektir. İki tarafından evliliği devam ettirmemek istemeleri boşanma konusunda atılmış bir adım olsa bile yasal olarak belirtilen anlaşmalı boşanma davasının açılması konusunda yetersiz kalacaktır. Yasal olarak sorunsuz bir şekilde anlaşmalı boşanma davasının açılması için boşanma konusundaki tüm detaylar hususunda anlaşma sağlanması gerekmektedir. Ayrıca bu anlaşmanın bir sözleşme ile yasal hale getirilmesi de gerekmektedir.

Eşlerin birleri ile şiddetli geçimsizlik sonucunda boşanmak istemeleri ve ikisinin de bu konuda fikir birliği etmesi boşanma işleminin kolaylaşmasını sağlayabilir. Ancak sadece tarafların boşanmak istemesi boşanmak konusunda mahkemenin karar vermesini sağlamamaktadır. Boşanma davaları mal rejimi ve çocukların velayeti gibi farklı konuları da içermektedir. Bu sebeple anlaşmalı boşanma konusunda bir avukat tarafından detaylı olarak hazırlanmış ve yasal olarak sorunsuz bir boşanma prosedürü hazırlanmalı ve taraflar bunu imzalamalıdır. Yapılacak bu boşanma sözleşmesinde boşanmanın iki tarafından isteği olduğu yanında, mal dağılımının nasıl olacağı, nafakanın ne kadar olacağı, velayetin kime verileceği ve çocuğu görme konusundaki tarihlerin belirlenmesi konuları yer almalıdır.

Anlaşmalı boşanma davaları birçok çift tarafından hafife alınmakta ve evli çiftlerin boşanma konusundaki isteklerinin anlaşmalı boşanmaya yeteceğini düşünmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davasının açılması ve sonuçlanması için boşanma prosedürünün detaylı ve mahkemenin kabul edebileceği bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. Bu sebeple de anlaşmalı boşanma avukatı tarafından bu davalarda da bilgi alınması ve özellikle boşanma prosedürünün avukatlar ile birlikte hazırlanması gerekmektedir. Ancak bu şekilde sorunsuz bir boşanma davası görülebilecektir. Tarafların kendi aralarında hazırladıkları sözleşmeler eksik ve hukuka uygun olmadığı veya tarafların sözleşmeye itiraz ettiği durumlarda davanın seyri değişebilmektedir. Bu durumların yaşanmaması ve davanın gerçekten anlaşmalı bir dava olarak kısa sürede tamamlanması için avukatlardan yardım alınmalıdır. Boşanma dilekçesinin ve boşanma prosedürünün hazırlanması konusunda avukatlardan yardım alınması da büyük önem taşımaktadır.

Ankara Boşanma Avukatı

Ankara Boşanma Avukatı

Boşanma, evli çiftlerin karşılıklı veya birisinin evliliği daha fazla yürütmek istememesi halinde yasal olarak boşanmak istemesi ile başlamaktadır. Boşanmak konusunda 4721 sayılı Medeni Kanunda belirtilen boşanma sebepleri içerisinden birinin geçerli olması gerekmektedir. Boşanma konusunda çiftler arasındaki uyumsuzlukların çok farklı sebepleri olduğu gibi boşanma davalarının da farklı türleri bulunmaktadır. Bu sebeple boşanma avukatı tarafından yardım alınması dava süreci konusunda avantaj sağlayacaktır. Boşanma davalarında genel olarak sorulan bir soru da avukat gerekliliği konusunda olmaktadır. Hukuken hiçbir dava da avukat bulundurmak zorunlu değildir. Ancak avukatlar yasalar ve hukuk sistemi konusunda eğitim almış ve deneyim sahibi kişiler olduğu için dava sürecine olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu sebeple de davalarda avukat yardımı alınması avantaj sağlayacaktır.

Boşanma davalarında eşlerin boşanma konusunda hem fikir olmaları ile anlaşmalı boşanma davalarının açılması mümkün olabilmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi konusunda iki tarafından her konuda anlaşma sağlaması gerekmektedir. Açılacak boşanma avukatı davasında boşanma protokolü hazırlanmalıdır. Bu sözleşmede her detay yazılmalı ve velayet, mal paylaşımı, nafaka ve tazminat gibi tüm konular iki tarafın anlaşması ile belirlenmelidir. Bu boşanma protokolünün hazırlanması ve mahkeme tarafından kabul edilecek şekilde yasal olması için bir avukata ihtiyaç duyulacaktır. Kişilerin kendileri de bu protokolü hazırlayabilir. Ancak yapılacak yanlışlar dava sürecinin uzamasına veya hak kaybına neden olabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma davaları en kolay davalar olarak görünseler bile ciddi bir hazırlığın yapılması gerekmektedir. Bunun yanında tarafların boşanmak, mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat gibi konularda anlaşamaması durumunda çekişmeli boşanma davaları açılmaktadır. Bu davalar oldukça önemlidir ve mutlaka boşanma avukatı tarafından yardım alınması gerekmektedir. Bununla birlikte aldatma nedeni ile boşanma davalarında da avukatlardan yardım alınması gerekmektedir. Davalarda ispat için deliller ve tanıkların belirlenmesi konusunda hukuki çalışmalar yapılmalıdır. Özellikle aldatmanın ispat edilmesi konusunda hukuk dışı delillerin kullanılmaması önemlidir. Bu konuların incelenmesi ve davaların kısa sürede olumlu şekilde sonuçlandırılması için alanında deneyimli avukatlardan yardım alınması yerinde olacaktır. Bu durum boşanma davaları için de geçerlidir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Evli bulunan çiftlerin resmi olarak evliliklerini sona erdirmek amacı ile yaptıkları davalar boşanma davaları olarak bilinmektedir. Yasal olarak çiftlerin birbirinden ayrılması için veya anlaşmalı olarak boşanan kişiler arasında meydana gelen hakların ve eşyaların eşit olarak yasalara bağlı şekilde bölüştürülmesinin sağlanması gibi sebeplerle Boşanma avukatları yardımıyla dava açılabilmektedir. Medeni Kanunda belirtilmiş olan geçerli boşanma sebeplerinden birinin ortaya çıkması halinde taraflardan biri veya ikisi karşılıklı olarak boşanma davalarını açabilmektedirler. Boşanma davalarında taraflar arasında özellikle çocuklar da söz konusu ise mal paylaşımı ve tazminat gibi yüklerle birlikte velayet ve nafaka gibi konular da davada konu olabilmektedir. Bu yüzden boşanma davaları tarafların anlaşmasına bağlı olduğunda kolay bir süreçle atlatılabilen davalar olarak bilinse de bu yaygın görüş kesinlikle yanlıştır.

Pek çok noktaya dikkat edilerek seçilen Boşanma avukatları için Türk hukuk sisteminde gerçekleşen tüm davalarda olduğu gibi avukata sahip olmak zorunlu olmamaktadır. Ancak boşanma süreçlerinin hızlandırılması ve boşanma sonucunda ortaya çıkabilecek olan hakların savunulması gibi konular söz konusu olduğu takdirde avukatlar davanın taraflarına en iyi şekilde yardım edebilecek olan kişiler olmaktadır. Boşanma davası açmak isteyenler eğer bir avukatla bu davaları yürütmek isterlerse bu sırada seçecekleri avukatlara veya anlaşacakları avukatlık bürolarına kesinlikle dikkat etmelidirler. Boşanma davaları ile ilgili sonuç alabilmek için diğer dava türlerinde olduğu gibi avukatların bu alanda deneyimli olmaları gerekmektedir. Daha önce almış olduğu boşanma davalarından başarı ile çıkmış Boşanma avukatları kişilere en iyi şekilde yardımcı olabilirler. Özellikle mal paylaşımı, çocukların velayetleri ve nafakaları hakkında pek çok avukat gerçekçi olmayan vaatlerle dava taraflarını kandırmakta ve onları kendilerini seçmeleri için inandırmaktadır. Bu konuda dava sebebiyle kandırılmış olan kişiler dava sonucunda hayal kırıklığına uğrayabilmekte ve kimi zaman da avukatlara çok yüksek rakamlar ödemek zorunda kalabilmektedirler. Tüm bu sorunların önüne geçebilmek için anlaşılan avukatların veya avukatlık bürolarının profesyonel olarak hizmet veren yerler ve kişiler olmasına dikkat edilmelidir. Dava öncesinde yeterince bilgi alınmalı ve avukatlar konusunda tercih buna yönelik olarak yapılmalıdır.

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Tüm Trafik Kazalarında Maddi ve Manevi Tazminat İmkanları

Gerek dikkatsiz sürücüler gerekse trafik koşullarının elverişsiz olması gibi nedenlerden dolayı her sene ülkemizde binlerce irili ufaklı trafik kazası meydana gelmekte ve bir çok insanı hem maddi hem de manevi olarak büyük zararla içerisine sokmaktadır. Bu nedenle trafik kazasında hatası olmayan kişilerin duruma göre trafik kazası tazminatı almaları mümkün olan bir işlem olmaktadır. Tamamen kazanın türüne ve istenmekte olan tazminatın türüne göre şekillenmekte olan bu işlemler şu şekilde olmaktadır. İlk olarak kaza türüne bağlı olarak ölümlü durumlarda kazazede yakınlarından dolayı doğmakta olan maddi zararları için açılmakta olan maddi ve manevi trafik kazası tazminatı adı altında ele alınmaktadır. Bu gibi durumlarda kazazedenin birinci derece yakınları yanı bakmakla yükümlü olduğu aile bireyler ve kazazedenin yardım ettiği kanıtlanabilmekte olan tüm kişiler yararlanabilmektelerdir. İkinci olarak ise yaralanmalı kazalar sonucunda oluşan tazminat hakkı olmaktadır. Kişinin uğradığı tüm maddi ve manevi zararlar aynı zamanda gelecekte kaz nedeni ile oluşacak olan tüm zararlar hesaplanarak bir tazminat bedelinin belirlendiği bu işlemde kazazede oldukça yüklü tazminatlar alabilmektedir. Trafik kazası tazminatları içerisinde son durum ise maddi hasarlı trafik kazası tazminatı işlemleri olmaktadır. Bu gibi durumlarda kazada hatası bulunmakta olan kişi genel olarak oluşan maddi hasarı ödemekte olduğu için pek mahkeme yoluna başvurulmamaktadır. Ancak bu yapılmaz ise veya kazazede tarafından manevi bir tazminatta talep edilmek istenilir ise yine tüm tazminat işlemleri için ilgili adli kurumlara başvurma hakkı bulunmaktadır.

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Tenkis Davası Hakkında Bilgi

Miras konusun hukuka yansıyan taraflarında görülen tenkis davası, tenkise uğradığını iddia eden kişi tarafından açılır. Temelindeki hareket, miras bırakan kişinin vefatıyla beraber hakkına tecavüz edildiğini öne süren kişinin daha fazla hak aldığını belirttiği kişiden davacı olması şeklinde ifade edilebilir.  Daha temiz bir ifadeyle özetlemek gerekirse A kişisinin vefatıyla beraber B ve C kişileri mirasçı konumuna gelir. B kişisi, hakkından daha az miras aldığını düşünür ya da C kişisinin hakkından daha fazla aldığına karar verirse bu konuda dava açabilir. Buradaki A,B,C kavramları tamamen farazi olurken; onları çoğaltabilir veya farklı isimlerle çağırabilirsiniz.

İlerleyiş Aşamaları

Belirli durumların ışığında açılmak istenen tenkis davası, miras bırakacak kişinin vefatına kadar açılamaz; çünkü ortada tenkis olabilecek bir durum doğmamış olur. Kişi, kendisinin tenkise uğradığını düşündüğü takdirde 1 yıla kadar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açabilir; bazı durumlarda mevcut süre 10 yıla kadar uzar. Bunun için miras bırakacak kişinin bıraktığı mirasın açıklanması, üzerinden 10 kadar süre geçmesi gerekir. Dava, belirtilen süreler ışığında açılmaz ise kanunen hükmü kalmaz. Bu sebeple, hakkının tecavüze uğradığını düşünen kişinin doğru adımlamalar ile elini çabuk tutması büyük önem taşır.

Tersi Durum?

Açılacak olan tenkis davası, yalnızca mirasçı tarafların birbiri üzerine bağladıkları kararsızlık üzerine değil; aynı zamanda mirasçının üzerine kalan borçlar için de açılabilir. Mirasçı, miras koşullarıyla belirtilen durumu gereceğe dökebilmek için aranan şartlardan kaçabilmek adına tenkis davasında bulunabilir ve borçlandırma yolundan kurtulmanın çalışmasını yapar. Elbette bu mevzuda karara bağlanacak farklı unsurların varlığı dikkate alınır; verilecek olan karar, belirli yetkilendirme işlemleri sonucunda ortaya çıkar. Söylenenler ışığında tenkis davasının farklı şekillendirmeler ile açılabileceği; açılan davanın adli süreçte değişik kararlar ile sonuçlanabileceği görülür.

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Tapu İptal Davası Nasıl İlerler

Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tapu iptal davası¸ belirli koşulların hükmü ile neticelenip taraflarca arzu edilen sonuca bağlanır. Tapu iptali konusunda açılan davalar, farklı nedenlerin varlığına istinaden açılabilir; ama arzulanan sonucu elde edebilmek için konu adına bilinçli davranılması gerekir. Sonuçta tapu gibi taşınmaz malların hakkı adına açılan davaların dikkatlice araştırıldığı, herkesçe malum bir konu olduğundan dolayı bu noktada geçerli sebeplerle hareket edilmesi büyük önem arz eder.

Dava Açma Sebepleri?

Ortada kabul edilebilir bir sebep olmasa da:

  • Tescil
  • Tescilin tadili
  • Terkiniyle aynı hakların zedelenmesi

Gibi durumlar için dava açılabilir. Dava açımı, belirtilen sebepler ışığında olabilirken; haklı sebeplerin doğrultusunda da sonuç bulabilir; fakat daha önceden belirtildiği gibi dava açma durumunda dikkatlice hareket edilmesi, oldukça mühim konular arasında yer alır. Açılan tapu iptal davası, konunun uzmanı olan avukatlarca işleme sokularak sonuca gidilebilir; tabi bu konunun boydan boya araştırılması, eldeki delil ve yetkilerin incelenmesi gerekir.

Dava Açma Süresi!

Birçok konudan farklı olarak tapu iptal davası için herhangi bir zaman aşımı süresi bulunmaz. Taraflarca haklı olduklarını ortaya çıkaracak değerlerin vuku bulmasıyla beraber; tapu iptalinin gerçekleşmesi yolunda dava açılabilir. Hangi sebeplerden ötürü dava açılacağını belirttik. Belirtilen sebepler, meydana gelirse zaman aşımı olmaksızın dava açılabilir. Sonuçta tapu ve tapunun varlığı, taşınmaz statüsünde olduğu için devletler üstü varlık olarak karşımıza çıkar.

Davanın Düşmesi!

Tapu iptalini sağlayabilmek için açılacak olan davanın süresiz olacağını belirtmiştik; ama bazı durumlarda onun düşeceğini de söylemeliyiz. İptal kararı için dava açan kişi, dava süreci tamamlanmadan vefat edecek olursa dava düşer ve davacının yasal mirasçıları dahi durumdan yararlanabilmek adına yeni bir dava açamaz.

https://ilkayuyarkaba.av.tr | Avukat | Arabulucu Avukatlar | Ankara Arabulucuk | Ankara Arabulucular | Ankara İcra Avukatı | Ankara Boşanma Avukatı | Boşanma Avukatları | Dosya Masrafı İadesi |